yaşasın teknoloji: artık kuşlar konmuyor

Her şeyde kaderci olmanın mantığı yok. Bazı şeyleri kendimiz onaylıyoruz, hem de fark etmeden. Ona ses çıkarmamak, görmezden gelmek veya merak edip irdelememek ile oluyor bu onay.

Ağabeyimin hatırlattığı bir şey var: Son aylarda artık sokağımızdaki ağaçlara kuşlar konmuyor. Elektrik tellerinde dahi uyuya kalan guguk kuşları özellikle. Hiçbir ağaçta, hiçbir köşede yoklar. İlkokulda kompozisyon yarışmalarında bana konu olan, yüceliğinden ve sadakatinden esinlendiğim ağaçlar bu ağaçlar. Biri koca ceviz, biri koca incir. Dahası da var elbette: dut, ıhlamur ve ayva. Özellikle penceremizden görünen ceviz ve incire hiç kuş konmuyor. Normalde bu ağaçlarda günün her saati mutlaka kuşlar olur. Bu kuşlar gecelere kadar konaklar ve altına park ettiğimiz arabamızın üstünü pislerdi. Şimdi araba yine aynı yerinde ve hiç kuş pisliği yok.

Sokakta eskiden hiç kablosuz modem yoktu, şimdi bulunduğum yerde 4-5 tane görünüyor. Yakınlarda bir baz istasyonu var, bir evin üstünde, o da eskiden yoktu. Belki 3N’nin de (3G) etkisi olmuştur. Ancak neyin etkisi olursa olsun, bu gün kuşları kaçıran şey yarın bizlerin de başını ağrıtacak, ona kaygılanıyorum.

Fransa’da kablosuz modemden çıkıyor bile olsa devlet kütüphanelerinde kullanımı yasaklanan bu teknolojilerin kat be kat üstün radyasyon yayanları, “Beş yüz metreye kadar zarar vermiyor.” denilerek artık başımızın dibine konuluyor. Okulumun yanıbaşında olan baz istasyonlarını saymıyorum bile.

Bu yazı bir çözüm içermiyor. Bundan sonraki bir yazıya saklıyorum çözüm önerilerimi(zi). O halde şu an için, içimizde bulunduğumuz çözümsüzlüğe uygun bir yanıt vereyim: Kendi kendimizi öldürüyoruz…

Caner Güral

learning enthusiast. e-learning designer. result-oriented. 27.