rüyalar anlatılmazmış

bunun nedenini araştıracağım. harikulade bir yanıtı olmasını bekliyorum.

oysa ben hatırladığım ve kahvaltıda değinme ihtiyacı hissettiğim son rüyamda, fal bakan ve başkasıyla ilgilenirken birden bana dikkat kesilen çingeneden seçileceğim bilgisini almış ve de konuşmamam için tembihlenmiştim. ve hep gitmek istediğim, manzarasına hayran kaldığım ancak optik yanılgıların da sayesinde korktuğum o düzlüğün sonundaki fabrikaya gitmiştim; dünyadaki tüm pisliklerin ilk döküldüğü yere.

büyüleyiciydi, renkli ve devasaydı. ancak tek kelimeyle pisti. seyreden fötr şapkalı siyahbeyaz insanlar da hastaydı. trene el sallar gibiydiler. sonra, neydi? ölmüşler miydi? ben heyecanla fotoğrafını çekmeye çalışırken kaynağın -ki aslında hiç fotoğraf makinem yokken, alüminyum bir kola kutusunu sıkıyorken.

(…)

havanın serinliğinden de olabilir, zaman zaman yazarken titreten konuları anlattığımda, gereksiz bir iş yapıyormuş gibi hissediyorum. sonra buranın kaygısızlığı aklıma geliyor, boş veriyorum. belki de böyle muğlak betimli konuların, farklı bedenlerde bulduğu anlamın çeşitliliğine, bir nevî, gönül veriyorum. bulutlu bir konu.

Caner Güral

learning enthusiast. e-learning designer. result-oriented. 27.